Nasıl Akp'yi Recep Tayyip Erdoğan olmadan düşünemezseniz, X-MEN'i de Wolverine olmadan düşünemezsiniz.
Üç filmlik bir seriden sonra bu anahtar karakter de bir filmi hak ediyordu. Hak ettiğini de aldı bir şekilde. Bu arada laf kaynamadan "AKP Günlükleri Vol. 1: Tayyip" diye bir film de fena gitmez ileride ülkemizde, yapımcıların aklında olsun..
Bryan Singer'ın yönettiği ilk iki X-MEN filmi farklıydı aksiyona dayalı çizgi roman uyarlamalarından. Aksiyon vardı tabii, ama arkasında bir hikaye vardı. Toplumun dışladıklarını anlatıyordu. Bu konuda son derece başarılıydı. Müteakip üçüncü X-MEN filmini yöneten Brett Ratner ise; ki kendisi yetenek olarak magmaya yakındır, seriyi bir anda aksiyona çevirdi. Hikaye arka planda kaldı, aksiyon merkeze oturdu. Bunun akabinde gelecek X-MEN filminin nasıl olacağı merak konusuydu. Merak modundan çıktıktan sonra şunu söyleyebiliriz; Gavin Hood filmde Singer'ı izler gibi yapıyor, ama Ratner'in izinden gidiyor..
Ver gazı, ver aksiyonu, seyirci filmin ne anlattığını düşüneceğine perdedeki tempoya kaptırıp gitsin. Bir nevi çok açsınız, yiyorsunuz bir şeyler, sizi o an için doyuruyor, ama sonrası yok. Yiyip bitirdiğinizde hala açsınız, sadece yemek yediğiniz süreçte açlığı hissetmiyorsunuz. Wolverine de 109 dakika boyunca sizi eğlendiriyor, ama bittiğinde unutup gidiyorsunuz. Standart bir popcorn filmi..
Hugh Jackman artık Wolverine ile bütünleşmiş durumda. Bu filmde de tam randımanla çalıştığını söyleyebiliriz. Ancak sorun şu noktada; filmde başka bir şey yok. Wolverine da Wolverine. Diğer mutantlara ve hikaye örgüsüne de bir miktar eyvallah, ama "İşte film bu" denecek bir nokta yok. Gerçi olmasını da beklemiyor insan normalde, ama bir umuttur insanı yaşatan, malum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder